Prof. Dr. Ahmet Maranki'den ilginizi çekecek sağlıklı yaşam formülleri...
17/02/2009 - 02:51
- Tükürüklerini asla israf etmeyiniz. Mümkünse yutunuz. Ömrünüzde etki eder, gücünüzü arttırır.
- Başın kutsallığını, bütün bedeni idare eden merkez olduğunu ruhumuzun ve bedenimizin yönetim yeri olduğunu düşününüz.
- Baş ve ayak ısı dengesini sağlayın. Başınızın arkasını ılık tutun. Bir şeye devamlı yoğunlaşmayın. Aşırı kullanım ve yoğunlaşma düşünce enerji sisteminizi bloke eder.
- Başınızı serin, ayağınızı sıcak tutmak, bedini mutedil tutmaktır.
- Kalp ve zihin ilişkisini düşününüz. Tutkularınızın esri olmayınız, aklınız kalbinize hâkim olsun.
- Seviniz, sevdiğiniz şeylere sarılınız. Her şeyin aşırısından kaçıp, ilimli olun. Keskin sirkenin küpüne zarar verdiğini unutmayın.
- Böbreklerinizi dikkate alın, soğuğa strese ve cinselliğe yenilmeyin. Böbrek saçların dökülmesine olumsuz etki eder.
- Cinsel içgüdülerinizi dengelerseniz, yoğunlaşmanız artabilir. Az konuşup az düşünün. Geçmiş ve gelecek hakkında endişelenmeyin. Enerjileriniz bloke olabilir.
- Bugünü yaşayın, herkesi affedici ve herkese yardım edici ruhta olun.
- Keder, sıkıntı, öfke organlarınızı zehirler. Mutluluk bunun panzehiridir.
- Daima gözlerinizi güldürüp, kalbinizi sevgiyle doldurun. Sıkıntılarınıza gülümseyerek bakın ve onu uzaklaştırın.
- Bitki yağları ve çaylarıyla vücudunuzu masajla uyarın, enerjinizi arttırın.
- Gereksiz yerde gülmek insanı mahcup ettiği gibi acıkmadan yemek, susamadan içmek de vücudun sıhhatine zarardır. Bedeni mahcup eder, üzer.
- Bedenimiz için düzenli hareketler yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.
- Çok yemek yememeli, yediğimiz zaman edebinde yemeliyiz.
- Uyku saatlerimize dikkat etmeli, mevsim değişikliklerini dikkate almalıyız.
- Dolu mideyle asla yatağa girilmemelidir.
- Her gün mutlaka 20 ile 40 dakika arasında egzersiz yapmak alışkanlık haline getirilmelidir.
- Akşamdan sonra çok geç saatlerde yemekler yenmemelidir.
- Günlük stresleri asla ertesi güne taşımamalıdır.
- İyi bir uyku düzenine sahip olmalıdır.
- Cildi belli aralıklarla, susamyağı, aloe vera gibi nemlendiricilerle beslemelidir.
- Yaşam boyunca yeterince güneş ışığı alınmalıdır.
- Sağlıklı ve düzenli bir cinsel hayat sürdürülmelidir.
- Boşaltım sistemlerimizi iyi çalıştırmalı, idrar, dışkı, gözyaşı gibi doğal ihtiyaçları asla tutmamalıyız.
- Bakmaktan ve paylaşmaktan hoşlanılan evcil hayvanları bahçede beslemeli, bitki ve çiçekleri yetiştirmelidir.
- Tok karnına banyoya girilmemelidir.
- Hanımlar adet günlerinde cinsel ilişkide bulunmamalıdır.
- Aşı derecede tokken cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.
- Kendinize zaman ayırmalı, Besin desteği almalı ve düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.
- Kahvaltı 07–09 saatleri arasında, öğle yemeği 12–14, akşam yemeği gün batımında yenmelidir. Sabah midenin aktifleştiği vakit normal yenilmeli, öğle en kızgın an ağır yenmeli, akşam ise pasifleşmeden dolayı hafif yenmelidir.
- Her gün bir çeşit yemek yemek, bir hafta bir daha onu yememek bedeni korumanın yoludur.
(NOT:Bu yazı Sayın Prof.Dr.Ahmet MARANKİ nin sitesin den alınmıştır)
Yaşlanmayı engellemek ister misiniz? O zaman üzümü çekirdeğiyle yiyin...
Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nejdet Şen, yaptığı çalışma sonucunda siyah üzüm çekirdeğinin meyvesinden 3 kat daha fazla doğal antioksidan madde içerdiğini, antioksidanın kanser, yaşlanma ve kalp krizi riskine karşı etkili olduğunu belirledi.
Siyah üzüm çekirdeğinin antioksidan bakımından C ve E vitamininden daha zengin olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Nejdet Şen, vitamin deposu olan üzüm çekirdeğinin üzümle birlikte yenmesi gerektiğini belirtti.
Şen, "Yaptığımız araştırmalarda özellikle siyah üzüm ve çekirdeğinin diğer sarı üzüme göre daha fazla antioksidan içerdiğini belirledik. Vücut için son derece önemli olan antioksidan madde, hormonal dengeyi ve vücudu zararlı maddeler karşı korur. Bu da üzüm çekirdeğinin önemini ortaya koymaktadır. Siyah üzümü veya kurusunu yerken çekirdekleri çiğneyin. Bu çekirdekteki antioksidan etkisini artıracaktır." diye konuştu.
YAŞLANMAYI GECİKTİRİR
Serbest radikaller olarak nitelendirilen ve hücre ve dokulara zarar veren maddelerin üzüm çekirdeğinde bulunan antioksidanlarla azaltıldığını belirten Şen, şunları söyledi: "Serbest radikallerin neden olduğu zarar, en basit anlamda yaşlanma olarak tanımladığımız şeydir. Serbest radikallerden uygun şekilde korunmazsanız, çok daha hızlı yaşlanırsınız, eklemlerde bükülme zorluğu ve cilt sarkması da hızlanır. Üzüm çekirdeği antioksidan olmasının yanı sıra cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Serbest radikaller, yaşlanmayla birlikte gelen eklem iltihabı, alerji, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı gibi hastalıklarda rol oynar."
Diğer meyve ve sebzelere göre üzüm çekirdeğinde antioksidan oranının fazla olduğunu ifade eden Şen, günde bir avuç siyah üzümün sağlık için faydalı olduğunu kaydetti.
Havaların soğuduğu şu günleri sağlıklı geçirmek için yapılması gerekenlerin bir listesini hazırladık TAYLAN KÜMELİ / bir kibrit kutusu lezzet
1- Baklagilleri ihmal etmeyin: Kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya gibi türleriyle iyi birer protein kaynağı olan baklagiller, et veya kıyma eklenmeden de tüketilebilecek bir besin grubudur. Haşlama olarak sebze yemeklerinize ve salatalarınıza da ilave edebilirsiniz. Haftada 2-3 kez tüketilmelidir.
2- Gribe karşı C vitamini: Vücut direncinin azalmasıyla baş gösteren gripten korunmak için kuşburnu, maydanoz, kırmızı ve yeşil sivri biber, roka, kivi, portakal, mandalina ve limon gibi C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzeler daha fazla tüketilmelidir.
3- Bağışıklık için sebze tüketin: Sebze ve meyveler, önemli vitamin ve mineral kaynağı olmalarının yanı sıra antioksidan özellik gösterirler. Toksinlerin uzaklaştırılmasında önemli rol üstlenen A, C, E vitaminlerinin kaynaklarıdır. Özellikle koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı ve mor sebze ve meyveler beslenme düzeninde sıklıkla yer almalıdır. Her gün en az 5-6 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
4- Kahve yerine kuşburnu: Soğuk kış günlerinde çay, kahve, kola, kakao gibi kafein içeren içecekler yerine C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu çayı gibi bitki çayları, yeşil çay, rezene, melisa, papatya ve ısırgan otu çayı gibi rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları tercih edilmelidir. Su tüketimine de yaz dönemindeki kadar önem verin, 2.5-3 litre suvı tüketin.
5- Sıvıyağ kullanın: Kış aylarında fazla miktarda yağ tüketimi, kilo artışlarına neden olur, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek hastalıklara yakalanma riskini artırır ve hastalık süresini uzatır. Bu nedenle tereyağı ve margarinlerden kaçınılmalı, sıvı yağlar kullanılmalı.
6- Güneş ve süt ürünleri şart: Kış mevsiminde güneş, yüzünü daha az gösterdiğinden, güneşten alınan UV ışınları ile deride sentezlenen D vitamininden bu mevsimde yoksun kalınır. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan kalsiyumun vücutta kullanılmasını, depolanmasını sağlayan D vitamini gereksinimini karşılamak için güneş ışınlarından yararlanılabildiği ölçüde yararlanılmalı, süt ve süt ürünleri, balık gibi diğer D vitamini kaynakları da tüketilmelidir.
Sebze çorbası Malzemeler: Bir orta boy lahananın 4'te biri, 2 adet kabak, 1 adet kereviz (sapıyla), 1 pırasa, 1 paket brokoli, 4 adet domates, 1 yemek kaşığı sıvıyağ ve baharat. Hazırlanışı: Malzemeleri bir tencerenin içine doğrayın. Yağı, dilediğiniz baharatları, 5-6 bardak suyu ekleyerek pişirin. Piştikten sonra limon ve pul biber de eklenebilir.
Soğuk algınlığına nasıl yakalandığınızı, vücudunuzda aşama aşama nelerin olduğunu biliyor musunuz? "Bunun ne önemi var ki, nasıl olsa birden bire hastalanıyorum demeyin." Çünkü, o an içinde bulunduğunuz duruma göre alacağınız önlemler gribin üstesinden kolayca gelmenizi sağlayabilir.
FUNDA ÇATAR
Bizi en sık, ani ısı değişimlerinin olduğu mevsim geçişlerinde ve kış aylarında etkisi altına alan soğuk algınlığı, en fazla bir hafta veya on gün içinde, tedavi edilmesine gerek duyulmadan, kendiliğinden geçebiliyor. Ancak dikkatli olunmazsa, hastalık ilerleyebiliyor ve bunun sonucunda sinüzit, orta kulak iltihabı ve zatürree gibi ağır tablolara neden olabiliyor. Aslında soğuk algınlığını yakından tanıyıp, süreçlerini adım adım bildiğiniz takdirde önlem almanız hiç de zor değil. Medikal Park Göztepe Hastanesi'nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Yılmaz ile İstanbul Şafak Hastanesi'nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Derya Demirel Söğüt, soğuk algınlığını 5 aşamaya böldüler ve her aşamada nasıl bir korunma yöntemi izlemeniz gerektiğini tek tek anlattılar...
1. Aşama Bağışıklık sistemi zayıflıyor
Kendimizi hala sağlıklı hissediyoruz. Ancak işin gerçeği şu ki, kış günlerinde güneş ışınlarından daha az faydalanabildiğimiz için bağışıklık sistemimiz gücünü yitirmeye başlıyor ve yaz mevsiminde olduğu kadar güç gösterisinde bulunamıyor.
Ne yapabilirsiniz? Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için C vitamininden zengin besinleri günde en az 2 kez birer porsiyon, hatta daha fazla tüketin. Domates de içeriğindeki likopen sayesinde bağışıklık sisteminin virüslerle savaşmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle günde bir bardak domates suyu için: 100 ml domates suyunu 1 adet greyfurt suyu ile karıştırın. Limon suyu, ketçap ve karabiber ile tatlandırın. Bezelyenin içinde bolca bulunan bakır ve susam ile kabak çekirdeğinde yer alan demir de bağışıklık sisteminizin güçlenmesine katkıda bulunuyor. A vitamininden zengin patates veya kayısı da burun mukozasını virüslere karşı koruyabilecek etkiye sahipler. Bu etkileri nedeniyle de soframızda her zaman bulunmayı hak ediyorlar.
2. Aşama Virüsler yuva yapıyor
Bazen, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için aldığımız her türlü önlemlere rağmen virüsler burun mukozasına sızabiliyor ve buradaki hücrelerin programını bozmaya başlıyor. Virüsler hücreleri zapt edip, orada milyonlarca ürüyor. İşte bu dönemde oluşan hafif titreme ve burunda kaşıntı hissi, bize soğuk algınlığına yakalanacağımızın ilk işaretlerini veriyor.
Ne yapabilirsiniz? İçeriğinde bulunan pek çok madde sayesinde virüslerle savaşarak soğuk algınlığına iyi gelen meyan kökünün gücünden faydalanın. Bu şifalı bitkiyi kapsül şeklinde veya sıvı halde, örneğin çay olarak tüketebilirsiniz. Ancak günde 2 fincandan fazla da tüketmeyin. Soğuk ayaklar, akyuvarlar olarak adlandırılan ve vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan beyaz kan hücrelerinin virüslerin merkezine ulaşmalarını önlerler. Bu nedenle kalın yünlü çoraplar giyerek ayaklarınızı sıcak tutun. Bağışıklık sisteminizin virüslerle savaşabilmesi için eşofmanlarınızı giyin, başınızın üzerine yünlü bir şapka geçirin. Bacaklarınızı, içinde sıcak su bulunan leğenin içine daldırın. Sırtınıza, sıcak su torbası yerleştirin. Balla karıştırdığınız ıhlamur çayını da afiyetle için. Yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yatağa uzanarak dinlenin. Virüslerin boğazınızdan temizlenmesi için günde 3-4 kez gargara yapmayı da ihmal etmeyin.
3. Aşama Vücut kendini virüslere karşı savunuyor Bu aşamada virüs burun mukozasında hasara yol açıyor ve bunu da size sanki minik iğneler batırıyormuş gibi hissettiriyor. Bağışıklık sistemimiz bu aşamada virüsleri vücuttan dışarı atmak için çalışıyor, bunun sonucunda da burun akıntısı, hapşırık ve öksürük gibi sorunlar başlıyor.
Ne yapabilirsiniz? Bağışıklık sisteminizin virüslere karşı açtığı savaşı kazanması için ona yardım edin. Bunun için de tüm randevularınızı iptal edip evinizde dinlenin. Mümkünse işyerinizden bir veya iki gün izin alın. Gevşeme egzersizi de bağışıklık sisteminize destek olacak: Sırtüstü uzanın, bacaklarınızı hafifçe her iki yana doğru açın. Kollarınızı vücudunuzdan uzaklaştırın ve avuçlarınızı yukarıya doğru uzatın. Vücudunuzun tüm bölümlerini aşağıdan yukarıya doğru gerin ve bu pozisyonda 5 saniye boyunca kaldıktan sonra gevşeyin. Bu yazı FORMSANTE' dergisinden alıntıdır.
Kimimiz baş ağrılarından, kimimiz ise reflüden muzdarip... Ve, bu tür hastalıkların yol açtıkları sorunlar bizi sosyal ve iş hayatından alıkoyabiliyor. Peki, onlarla nasıl baş edebiliriz? En sık karşılaştığımız sağlık sorunlarına dair merak edilen soruları 3 ünlü uzmana yönelttik. İşte onların cevapları...
FUNDA ÇATAR
Bazı kronik hastalıklar var ki, peşimizi yıllar boyu bırakmayıp, hayatı bizim için çekilmez kılabiliyorlar. Bunların yarattığı ağrı ve sızılar ise en beklenmedik anlarda kapımızı çalabiliyor. Antalya'da düzenlenen 10. İç Hastalıkları Kongresi'nde yaşam kalitenizi olumsuz yönde etkileyen bu hastalıklar, tüm detaylarıyla ele alındı, yeni tedavi yöntemleri masaya yatırıldı. Biz de sizin için bu kongreyi takip ettik ve 3 uzmana en sık rastlanan hastalıklarla baş etmenin püf noktalarını sorduk... İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı'ndan Prof Dr. Fatih Beşışık, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakütesi Romatoloji Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. İhsan Ertenli ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Şerife Gül Öz, en sık karşılaşılan 12 sağlık sorunuyla barışık yaşamanın formüllerini sizler için bir bir sıraladılar:
1. Baş ağrılarımı nasıl dindirebilirim?
Baş ağrısını dindirmek için her gün aynı saatte yatıp kalkmaya ve en az 7-8 saat uyumaya gayret edin. Düzenli spor yapmaya da özen gösterin. Çünkü, vücudunuz egzersiz sırasında doğal ağrı kesici olarak bilinen 'endorfin' hormonu salgılıyor. Bu hormon, baş ağrılarının sıklığını azaltıyor ve süresini kısaltıyor. Sigarayı mutlaka bırakın. Sigara baş ağrısını tetikleyebildiği gibi, tedavinin başarısını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Ağrı dindiren etkiye sahip bitki çaylarından günde 2 fincan içebilirsiniz. Soğuk duş alın. Soğuk suyla alacağınız duş kan basıncınızın normal değerlere düşmesine yardımcı olur. Ensenize ve şakaklarınıza masaj yapmanız da fayda sağlar. Başınıza uygulayacağınız buz kompresi ağrıların şiddetinin hafiflemesine katkıda bulunabilir. En önemlisi de kendinizi stresin olumsuz etkilerinden arındırmaya çalışın.
2. Bol C vitamini alarak gripten korunabilir miyim?
C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ama sanılanın aksine sizi gripten korumaz. Hatta aşırı derecede alınan C vitamini ishale bile neden olabilir. Bu da hastalığın ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine yol açar. Gripten korunmanızın en iyi yolu ise her yıl düzenli olarak aşı yaptırmak. Aşı olmak için en uygun zaman ekim - kasım ayları olsa da, bu süre mart ayına kadar da uzatılabiliyor. Aşının yanı sıra bazı önlemler alarak gribin bulaşma riskini daha da azaltabilirsiniz. Bunun için sağlıklı yaşam tarzını benimsemelisiniz Bunları; yeterince ve düzenli uyumak, dengeli beslenmek, bol bol sıvı tüketmek, düzenli spor yapmak ve stresten uzak kalmak olarak sıralayabiliriz.
3. Bel ağrısından koruyan sihirli formüller var mı?
Yürürken veya ayakta dururken belinizi, sırtınızı daima dik ve dengeli tutun. Ağırlığınızı her iki bacağa eşit olarak paylaştırın. Ayakta dururken her iki omuz ve kalçanız aynı hizada olmalı. Uzun süre aynı vücut pozisyonunda kalmayın. Bel ağrılarının bir kısmı günlük hayatta yaşadığımız stres, endişe, üzüntü gibi duygular sonucu gelişiyor. Eğer bu duygularla kendiniz başa çıkamıyorsanız, bir uzman yardımı alın. Hareketli bir hayatı benimseyin ve sporu yaşam biçimi haline getirin. Omurga kaslarınızı düzenli olarak çalıştıran egzersizler yapın. Her gün beyaz peynir ve yoğurt yemeyi veya süt içmeyi alışkanlık haline getirin. Vücut ağırlığınızı kontrol altında tutun. Unutmayın ki aldığınız her bir kilo bel sağlığınızı olumsuz yönde etkileyecektir.
4. Metabolik sendrom'dan nasıl korunabilirim?
Koroner kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan metabolik sendromu önlemek için her gün yarım saatten az olmamak üzere, mümkünse bir saat yürüyün. Yürüyüş yerine egzerzsiz yapmayı tercih ediyorsanız, bunun için haftanın beş gününü ayırın. Yüzme, bisiklet ve hafif ağırlıklarla çalışmak, en uygun egzersizlerden. Akdeniz diyeti ile beslenin. Yemeklerden sonra tatlı değil, meyve tüketin. Gün boyunca saatlerce aç durup, akşam öğününde abartılı yemeyin. Günde 3 öğün ve üzerinde beslenmeye dikkat edin. Hamurlu ve şekerli gıdalara ambargo koyun.
5. Yüksek tansiyonumu nasıl düşürebilirim?
Yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız değişiklerle yüksek tansiyonunuzun düşmesine katkı sağlayabilirsiniz. Aklınızda bulunsun, kilonuz ne kadar artarsa, tansiyonunuz da o kadar yükselir. Bu nedenle yapmanız gereken ilk şey, fazla kilolarınızdan kurtulmak olmalı. Daha çok hareket etmeniz, kilo vermenize yardımcı olduğu gibi, tansiyonunuzun düşmesine de yardımcı olur. Her gün 30-45 dakika tempolu bir şekilde yürüyün. En önemlisi de günlük tuz tüketimini 6 gram ile sınırlayın. Tuz tüketimini sınırlandırırken, süt ürünleri ve sebze ile meyvede bolca bulunan kalsiyum ile potasyumdan zengin besinler tüketin. NOT;FORMSANTE DERGİSİNDEN ALINTIDIR.